Anne Babalar Buraya

GEYİKLİ KAZAK YATAĞI

Nasıl kedi yatağı yapacağımızı, aldığım notlarla birlikte anneme anlattım. Annem beni dikkatle dinledi, biraz düşündü… Galiba onun da aklına yatmıştı bu fikir.

-Eski koltuklarımızın köşe minderleri vardı. Bir gün işe yarar diye atmamıştım. Demek ki Simit'e yatak olmak için bekliyorlarmış! Bir de kazak bulduk mu tamamdır.

Mine hiç durur mu? Nerede görülmüş! Hemen atıldı elbette.

-Anne, benim kazaklarımdan biri olur mu? İstediğiniz kazağımı verebilirim. Simit'in yatağı olsun yeter ki!

Sevimli ve iyilik dolu kardeşim benim…

-Getireyim mi Mete abi kazaklarımdan birini?

-Çok teşekkürler Mine, ama senin kazakların çok küçük.

-Olsun, ne olacak ki? Simit de minicik zaten!

Annem, elinde minderlerle ve dikiş kutusuyla gelmişti. Mine'yi duymuş olacak ki benden önce annem cevap verdi:

-Canım yavrum benim… Simit ufacık ama büyüyecek. Geniş geniş yapalım ki yatağını, rahat rahat uyusun ileride de.

Ben de hemen araya girdim:

-Anne, o zaman babamın eski bir kazağından yapalım. Babamın kazağından daha büyüğünü bulamayız herhalde. Kocaman bir yatak olur, ben bile sığarım içine!

-Evet Meteciğim, babanın kazaklarından birini kullanabiliriz… Ama hangisini? Babana sormadan bunu yapmamız pek doğru olmaz.

Saate baktım. Daha çok erkendi! Annem, öğretmen olduğu ve dersleri öğleden sonra bittiği için daha erken dönüyordu eve ama babamın işten gelmesine neredeyse üç saat vardı. Ben ise Simit'e yatağını bir an önce yapmak istiyordum. Üç saat boyunca nasıl bekleyecektim babamı?

-Ama daha üç saat var anne, babamın gelmesine. Arayıp sorsak olmaz mı? O bize söyler, hangi kazağından Simit için yatak yapabileceğimizi.

Hemen annemin telefonunu aldım, rehberden babamı buldum ve aradım. Telefon birkaç kez çaldı, sonra babam telaşlı bir sesle açtı.

-Efendim hayatım?

-Benim baba, Mete. Sana bir şey soracaktım da…

-Çabuk sor oğlum, şimdi acil bir toplantıya giriyorum. Fazla vaktim yok.

-Biz şimdi Simit için bir yatak yapacağız da… Bir kazağa ihtiyacımız var. Senin kazaklarından birini kullanabilir miyiz diye soracaktım…

-Tamam oğlum, kullanın. Hmm… Şey… Geyikli kazağımı kullanabilirsiniz. Kapatmak zorundayım şimdi, görüşürüz…

Babamla acele acele de olsun konuşabilmiştim. Hemen anneme, babamın geyikli kazağını kullanabileceğimizi söyledim.

-Geyik desenli kazak mı? Emin misin Mete? Baban, başka bir şey söylemiş olmasın?

Annem nedense çok şaşırmıştı. Doğru duymuştum tabii, neden yanlış anlayayım ki?

Geyikli kazak demişti babam.

-Evet anne, geyikli kazağını kullanabileceğimizi söyledi babam. Neden şaşırdın ki bu kadar?

-Çünkü geyikli kazağını çok sever de baban… Hayret, demek ki onu söyledi…

Hemen babamın dolabına koştum. Elbiselerini çok dağıtmamaya çalışarak, araştırmama başladım. Neyse ki geyikli kazağı bulmam pek de zor olmamıştı. Özenle katladığı geyik desenli kazağı kaptığım gibi içeriye fırladım…

Minik yavru Simit'in sıcacık uykuları için artık her şey tamamdı!

Gülten'in anlattıklarını sırasıyla yapmaya başladık. Önce minderi kazağın içine koyduk. Bu işin en kolay kısmıydı. Annem, kazağın yakasını ve alt tarafını dikerken, biz de Mine'yle birlikte diğer minderin içindeki pamukları çıkarmıştık. Kazağın kollarına doldurmaya başladık sonra da hemen…

Annem, Mine ve ben hızlıca çalışmış ve ortaya oldukça başarılı bir iş çıkarmıştık.

Simit için çok güzel, pofuduk bir yatak çıkmıştı ortaya.

Tabii ki Simit'in kucağımızda uyumasını, bize yanaşıp yatmasını da çok seviyorduk. Ama tamamen kendine ait ve rahatsız edilmeyeceği bir yatağı olması da önemliydi. Simit'in yatağını, daha da sıcak olsun diye kalorifer peteğinin yanına koydum. Simit ise çoktan uyanmış, merakla etrafta dolanıyordu zaten. Bu yeni şeyi, yani yatağını da hemen fark etti.

Tabii ki hemen gidip onu koklaması gerekti!

Kedilerin en birinci işi, koklamaktır çünkü. Boşuna dememişler: Hayvanlar koklaya koklaya, insanlar hoplaya zıplaya! (Ya da buna benzer bir şeydi işte…)

Simit, minicik bacaklarıyla koştura koştura yatağın yanına geldi. Ufak ufak koklamaya başlamıştı şimdi. Gerçi yatağını babamın kazağından yaptığımız için yabancı bir koku sayılmazdı.

-Meteciğim, istersen oyuncaklarını yatağının içine koy Simit'in. Orada onlarla oynasın biraz. Hem böylece yatağına da alışmış olur.

Annem haklıydı. Hazır yatağının yakınındayken, Simit'in oyuncaklarını alıp attım yatağının içine. Simit de durur mu? Durmaz tabii! Hemen atlayıverdi yatağının içine. Oyuncaklarını önce kokladı, sonra da küçük küçük patilemeye başladı.

Şimdi hepimiz çok mutluyduk… Simit için özel bir yatak yapmıştık ve ona hediye etmiştik. Simit'in bu mutlu halleri bizi daha da mutlu ediyordu.

Ah, ben de minicik bir kedi olsam keşke! Ne güzel, Simit'le neşeli neşeli oyunlar oynardık şimdi…

Geyikli kazaktan oyun bahçemizde!

🖌 Doğukan İşler
🎨 Zeynep Hafsa Günhan