Anne Babalar Buraya

12 MART 2021: İSTİKLAL MARŞI'MIZIN 100. YILI!

Merhaba arkadaşlar!

Benim adım Bilge,

"Her şeyi bilen anlamındaki bilge mi?" dediğinizi duyar gibiyim.

Her şeyi biliyor muyum yani?

Hihihi😄 hayır tabii ki.

Ama bilmediklerimi öğrenmeyi çok seviyorum.

Mesela geçenlerde ismimin bir başka anlamının daha olduğunu öğrendim:

"Bilgisini, kendisi ve başkaları için en yararlı bir biçimde kullanabilen kişi." de demekmiş.

Bayıldım bu anlama! Çünkü benim bu hayatta yeni bilgiler öğrenmekten daha çok sevdiğim bir şey varsaa o da öğrendiğim bilgileri diğer insanlara aktarmaktır!

İşte tam da bu yüzden dedim ki "Bilge olduğum kadar bildiren de olmalıyım! Öğrendiklerimi insanlara anlatmalıyım!"

"Peki bunu nasıl yapacağım? Öncelikle benim bir kanala ihtiyacım var." diye kara kara düşünürken bu siteden bana iş teklifi geldi:

"Sayın Bilge Hanım,

Duyduk ki haber spikeri olmak istiyormuşsunuz. Bizimle çalışmayı düşünür müsünüz?" diye yazmışlar bana. "Bilge Hanım ben miyim?" diye çok güldüm. 😄 Sonra da tabii hemen teklifi kabul ettim.

İşte benim hayallerimin gerçekleşmesi böyle oldu. Artık ben bir haber spikeriyim, burası da benim kanalım! 💚

🔈

🔉

🔊

Hazırsanız, Bilge'ce Bildirmece Bülteni başlıyor!

Size ilk haberimi Ankara'dan bildiriyorum.

Peki neden Ankara'dayım biliyor musunuz?

Çünkü bugüün İstiklal Marşı'mızın kabul edilmesinin tam 100. Yıl dönümüü! 🎉

Bundan tam 100 sene önce, vatanımızda Kurtuluş Savaşı mücadelesinin başladığı yıllarda, Maarif Vekâleti (yani şimdiki adıyla Milli Eğitim Bakanlığı), bir yarışma düzenledi.

Bu yarışma, İstiklâl Savaşı'ndaki milletimiz için bir istiklal marşı yazılması yarışmasıydı ve yarışmanın kazananına 500 lira ödül verilmesine karar verilmişti.

(O zamanlarda bir memur maaşının 7,5 lira olduğunu öğrendiğimden beri bu ödülün ne kadar yüksek olduğunu daha iyi anlıyorum.)

Peki, bu yarışmaya ülkenin çeşitli yerlerinden kaç şiir gönderildi biliyor musunuz?

Tam 724 şiir! Sonra, bakanlıktakiler bu 724 şiirden 6'sını seçerek ikinci elemeye geçti. Fakat dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, bu şiirleri yeterli bulmadı.

Aklına, "Çanakkale Şehitlerine" isimli şiiriyle Türk milletinin gönlünde taht kurmuş olan Mehmet Akif Ersoy geldi.

Bu yarışma için en güzel şiiri Mehmet Akif'in yazacağını düşünüyordu. Ama Mehmet Akif, böyle kıymetli bir konuda yazılan eserlere parayla paha biçilmesini istemediği için yarışmaya katılmamıştı.

Bunu öğrenen Hamdullah Suphi, Mehmet Akif Ersoy'a bir mektup yazdı ve yarışmaya katılmasını istedi. Ersoy da bu ricayı kabul edip yazdığı şiiri yarışmaya gönderdi.

Önceden finale kalan 6 esere, Mehmet Akif'in şiiri de eklendi ve bu 7 şiir mecliste oylamaya sunuldu. Yapılan oylama sonucu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Akif'in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edildi.


Yarışmayı kazanmasına rağmen Mehmet Akif, para ödülünü almak istemedi. Yarışma kurallarına göre almak zorunda olduğu belirtilince parayı "Dârül Mesai" adlı bir yardım kurumuna bağışladı.

(İsminden pek bir şey anlaşılmıyor değil mi? Onu da hemen açıklayayım: "Mesai" kelimesi iş, "dâr" ise ev anlamına geliyor yani ikisi birleşince "iş evi" oluyor! Bu yardım kuruluşu, kadın ve çocuklara dikiş-nakış gibi işler öğreterek o dönemde askerler için kıyafet dikimi yapıyormuş.)

Ayrıca Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı'nı, tüm şiirlerini topladığı "Safahat" kitabına dâhil etmedi. Çünkü İstiklâl Marşı'nı Türk Milleti'ne armağan etmişti.

İstiklalimiz için verilen mücadeleleri ve topraklarımızın her bir karışının değerini bizlere tam 100 yıldır hislerimize dokunarak hatırlatan biricik İstiklal Marşımız işte böyle yazıldı.

Bilge'ce Bildirmece Bülteni gururla sundu.

Bir sonraki haberde görüşmek üzeree! 👋

🖋Fulya Özdemir