Anne Babalar Buraya

SEYİT ONBAŞI KİMDİR?

Seyit Onbaşı, Çanakkale Savaşı sırasında normalde bir insanın taşımasının imkânsız olduğu 250 kilogramlık top mermisini, vatan aşkından aldığı güçle kaldırıp taşımasıyla adını tarihe yazdıran bir kahraman.

Yaptığı kahramanlık sonucu aldığı "onbaşı" rütbesinden önce Koca Seyit ya da Seyit Ali olarak tanınıyordu. 1889 yılında Balıkesir'de dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman annesininki ise Emine idi. Ona "Koca" Seyit denmesinin nedeni ise vücudunun güçlü, kuvvetli, kocaman ve heybetli olmasındandı.

Koca Seyit, 1909 yılında Osmanlı Ordusu'na katıldı. 1912-13 yılları arasında Balkan Savaşları'nda çarpıştı. Ardından 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile Çanakkale Cephesi'nde topçu eri olarak göreve başladı.

Takvimler 18 Mart 1915'i gösterdiği gün,

İngiliz ve Fransızlardan oluşan düşman donanması, Çanakkale Boğazı'ndan geçerek İstanbul'a ulaşmak ve başkenti ele geçirmek istiyordu. Çünkü başkent düşerse yönetim düşer, dolayısıyla tüm ülke kaybedilmiş sayılırdı.

Ama bunun için önce Çanakkale'yi geçmeleri gerekiyordu... Bu amaçla, Çanakkale Boğazı'nın kıyılarındaki tabyalarımıza yoğun bombardıman yapmaya başladılar.

Bu sırada Koca Seyit de Rumeli Mecidiye Tabyasında görevliydi. Düşman gemilerinden atılan bir mermi, Seyit Ali'nin tabyasındaki cephaneliğe isabet etmiş ve büyük bir patlamaya neden olmuştu. Asker arkadaşlarından on ikisi şehit olurken, yirmi dördü ise yaralanmıştı.

Patlamanın etkisiyle bayılan Koca Seyit, kendine geldiğinde başucunda Niğdeli Ali isimli arkadaşını buldu. Etrafına bakınca bir tek ikisinin savaşmaya devam edebilecek durumda olduğunu anladı.

Sonra kalkıp denize doğru baktı. Düşman gemileri hızla ilerliyordu. Tabyanın içinde ise üçüncü top hariç diğerleri toprağa gömülmüştü. Geriye kalan tek topun ise mermi taşıma vinci çalışamaz hale gelmişti. Ama Seyit, düşmanın Çanakkale'yi geçmesine müsaade etmeyecekti!

Yerde duran 250 kilogramlık mermilere bakarak arkadaşına,
"Ali! Gel yardım et de şu mermiyi sırtıma alayım!" dedi.
Ali, önce 250 kiloluk mermilere sonra da arkadaşının yüzüne baktı.
"Kaldıramazsın Seyit." dedi.
Seyit ise "Bir deneyelim hele!" dedi.

Arkadaşının yardımıyla sırtına yüklediği ilk mermiyi topa sürdü ve ateşledi. Fakat ilk mermi fazla uzağa düştü. Bir tane daha getirip tekrar namluya sürdü. Bu seferki ise fazla yakına düşmüştü.

Koca Seyit, bu taşıması mümkün bile olmayacak kadar ağır mermileri taşırken, düşmanların Çanakkale Boğazı'nda ilerleyen gemilerini gördükçe hiçbir yorgunluk duymuyordu. O an düşündüğü tek şey vatanına düşmanların girmesini engellemekti.


Yılmadan üçüncü mermiyi de topa sürdü ve ateşledi. Dördüncü mermiyi almaya gidiyordu ki arkadaşı Niğdeli Ali'nin sevinç naralarını duyunca durdu.

"Vurdun Seyit! Ocean gemisini vurdun!"

Ocean gemisi, düşman gemileri arasındaki en büyük ve en yenilmez gemilerinden biriydi.

Koca Seyit'in ateşlediği mermi, geminin arka tarafında patladı. Patlamadan dolayı dümen sistemi bozulan gemi, kontrolden çıkıp sağa sola savrulmaya başladı. Etrafındaki gemiler, Ocean onlara çarpmasın diye kaçıştılar. Bu esnada Ocean ise daha önce Nusret Mayın Gemimiz tarafından denizin içine yerleştirilmiş olan mayınlara çarptı ve ikinci hasarını da alarak kullanılamaz hale geldi. Ocean'ı bile kaybedince, düşman donanmasının komutanları, gemilerine geri çekilme emri verdiler.

Böylece, Çanakkale Boğazı'ndan geçmeye çalışan düşman geri püskürtülmüş, vatanımız Seyit Onbaşı gibi binlerce kahraman sayesinde korunmuş oldu!

İlerleyen günlerde, Koca Seyit'in bu kahramanlığı herkesçe duyuldu. Kendisine ödül olarak onbaşılık rütbesi verildi. Seyit Onbaşı, 1. Dünya Savaşı 1918 yılında bitene kadar, ülkenin çeşitli cephelerinde vatanımızı savunmaya devam etti. Savaş sona erince memleketine dönen Seyit Onbaşı, Kurtuluş Savaşı başlayana kadarki günlerini köyünde geçirdi. 1922 yılında tekrar orduya çağırılarak Büyük Taaruz'a katıldı. Kurtuluş Savaşı'ndaki görevini de tamamladıktan sonra köyüne dönen Seyit Onbaşı, odun kömürü yapıp satarak geçimini sağladı.
Daha sonraki yıllarda bir zeytinyağı fabrikasında hamallık da yapan Koca Seyit, 1939 yılında zatürreye yakalandı ve aralık ayında köyünde vefat etti.